Sırlar Aleminin Kapıları Aralanıyor !

Sitemize Üye olmak için bugün ücretsiz bir hesap kaydı oluşturun! Giriş yaptıktan sonra, kendi konularınızı ve gönderilerinizi ekleyerek bu sitede yer alabilir ve kendi özel gelen kutunuz aracılığıyla diğer üyelerle bağlantı kurabilirsiniz!

Kuyruklu yıldızların yapısı: Çekirdek, koma, iki kuyruk ve örnek getiren görevler

⚪ Konu sahibi son olarak 16 gün önce görüldü

grimreaper

Operator
Yönetici
Lvl 1
Puanlar 6
Member Active member
19 Puanlar
54
0
0
7 günlük aktivite
Sat
Sun
Mon
Tue
Wed
Thu
Fri
Kuyruklu yıldız adı, bu cisimlerin gerçek doğası hakkında yanıltıcı bir ilk izlenim verebilir. Bunlar yıldız değildir; Güneş çevresinde dolanan, buz, toz ve başka maddeler içeren küçük gökcisimleridir. Gökyüzündeki geniş ve parlak görünüm, çekirdeğin kendisinden çok çevresine yayılan malzemeyle ilişkilidir. Bu nedenle bir kuyruklu yıldızı incelemek için katı çekirdeği, gaz ve toz çevresini ve Güneş’le etkileşimini ayrı ayrı düşünmek gerekir.

Gizli İçerik
Bu içeriği görüntülemek için lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Hartley kuyruklu yıldızının çekirdeği ve etkinlik bölgeleri; NASA Comet Facts sayfasında kullanılan PIA13570 görseli. Gökyüzünde görülen kuyruklu yıldızın tamamıyla küçük çekirdeği aynı ölçek değildir.[1]

1. Çekirdek ile koma arasındaki fark
NASA, kuyruklu yıldız çekirdeklerini buz, donmuş gazlar ve toz içeren yapılar olarak açıklar. Güneş’e yaklaşıp ısındıklarında buzların gazlaşmasıyla çevrelerinde koma adı verilen geniş bir gaz ve toz ortamı gelişir. Bu çevre, çekirdeğin boyutundan çok daha büyük alanlara yayılabilir.[1]

Dolayısıyla bir fotoğrafta geniş bir ışık bulutu görmek, aynı büyüklükte katı bir cismin varlığını göstermez. Ölçekler ayrılmadığında, çekirdeğin çapıyla komanın veya kuyruğun uzunluğu birbirine karışabilir. Bir görseli değerlendirirken açıklamadaki “çekirdek”, “koma” ve “kuyruk” sözcüklerini kontrol etmek gerekir. Ölçek çubuğu varsa hangi yapının ölçüldüğüne bakmak özellikle yararlıdır.

2. Kuyruk neden yalnızca arkasında sürüklenen iz değildir?
Güneş ışığının basıncı ve Güneş rüzgârı, çevredeki malzemeyi Güneş’ten uzağa doğru etkiler. NASA, toz kuyruğu ile iyon, yani gaz kuyruğunu ayrı olarak tanımlar.[1] Kuyruğu, atmosfer içinde ilerleyen bir uçağın arkasındaki iz gibi düşünmek bu nedenle yetersizdir. Yönü açıklarken yalnızca cismin hareketini değil, Güneş’le ilişkisini de hesaba katmak gerekir.

Bu mekanizma, aynı cismin yörüngesinin farklı bölümlerinde farklı görünmesine yardımcı olur. Ancak tek bir parlaklık değişimini tek bir nedene bağlamak doğru değildir; gözlenen görünüm, etkinlik ve bakış açısı gibi unsurlarla birlikte değerlendirilmelidir. Kısa süreli görüntü dizileri ile uzun zaman aralıklı gözlemler farklı sorulara yanıt verir.

3. Stardust: Tozu Dünya laboratuvarına getirmek
NASA’nın Stardust görevi, Wild 2 kuyruklu yıldızının komasından parçacık topladı. En yakın karşılaşma 2 Ocak 2004’te gerçekleşti; örnek dönüş kapsülü 15 Ocak 2006’da Dünya’ya ulaştı. Görev, bir kuyruklu yıldızdan Dünya’ya örnek getiren ilk uzay aracı oldu.[2]

Toplamada, düşük yoğunluklu ve gözenekli silika temelli aerogel kullanıldı. Amaç, yüksek hızla karşılaşılan parçacıkları yakalayıp inceleme için korumaktı. NASA, geri getirilen örneklerde çeşitli organik bileşikler saptandığını belirtir.[2] Buradaki “organik” sözcüğü, canlı bulunduğu anlamına gelmez. Molekül türünün tanımlanmasıyla yaşamın gösterilmesi farklı iddialardır; birinden diğerine doğrudan atlamak bilimsel sonucu büyütür.

Örnek dönüşünün güçlü tarafı, malzemenin Dünya’daki laboratuvar yöntemleriyle incelenebilmesidir. Buna karşılık bir avuç parçacığı bütün çekirdeğin eksiksiz temsili sayamayız. Toplama konumu ve yöntemi, hangi malzemenin örneğe girebildiğini etkileyebilir. Sonuçlar, ölçüm koşullarıyla birlikte okunmalıdır.

4. Rosetta: Bir kuyruklu yıldızı zaman içinde izlemek
ESA’nın Rosetta görevi, 67P/Churyumov–Gerasimenko’nun gazını, tozunu, çekirdek yapısını ve organik maddelerini hem uzaktan hem yerinde ölçümlerle araştırdı. Araç 6 Ağustos 2014’te hedefe ulaştı; Philae’nin yüzeye gönderilmesi 12 Kasım 2014’te gerçekleşti. Görev 30 Eylül 2016’da sona erdi.[3]

Bu tarihler, görevin kısa bir fotoğraf çekiminden daha fazlasını içerdiğini gösterir. Hedefi uzun süre takip etmek, farklı zamanlarda elde edilen verilerin karşılaştırılmasına olanak verir. Bir yüzey biçiminin tek karede görülmesi ile etkinliğin nasıl geliştiğinin izlenmesi farklı araştırma düzeyleridir. Rosetta’nın önemi, kuyruklu yıldızı yalnızca uzaktan geçen bir ışık olarak değil, değişen bir fiziksel çevre olarak ele almasıdır.

5. Neden “Güneş Sistemi’nin zaman kapsülü” denir?
ESA, kuyruklu yıldızları Güneş ve gezegenlerin oluşum döneminden kalan ilkel malzemeyi içeren zaman kapsülleri olarak niteler.[3] Bu benzetme, içerdikleri maddenin erken dönem süreçlerine ilişkin ipuçları sunabilmesini anlatır. Ancak zaman kapsülü sözü, hiçbir değişim geçirmemiş donmuş bir müze örneği oldukları anlamına gelmez.

Güneş’e yaklaşma, malzeme kaybı ve yüzey etkinliği gibi süreçler gözlenen yapıyı etkiler. Bu yüzden araştırmacılar kökenle sonraki değişimi ayırmaya çalışır. Fotoğraf, uzaktan ölçüm, yerinde örnekleme ve Dünya’ya getirilen malzeme birbirini tamamlar. Kuyruklu yıldızları anlamanın en verimli yolu, bu yöntemlerden birini diğerlerinin yerine koymak değil, her birinin hangi sınırlı soruyu yanıtladığını bilmektir.

Kaynaklar
[1]
Gizli İçerik
Bu içeriği görüntülemek için lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

[2]
Gizli İçerik
Bu içeriği görüntülemek için lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

[3]
Gizli İçerik
Bu içeriği görüntülemek için lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
 
Ratings and Reviews
Total ratings: 0
Geri
Üst