Puanlar
6
Member
Active member
19 Puanlar
54
0
0
7 günlük aktivite
Sat
Sun
Mon
Tue
Wed
Thu
Fri
Bir terazinin başında Anubis, sonucu kaydeden Thoth ve yargıya başkanlık eden Osiris: kalbin tartılması sahnesi, Eski Mısır’ın ölüm sonrası yaşam tasavvurunun en tanınmış görüntülerindendir. Ancak bu görüntünün her örneği aynı değildir. Bir eserde tüy, diğerinde Maat’ın küçük figürü bulunabilir; kimi papirüsler bütüne yakın korunurken kimileri yalnızca daha büyük bir anlatının parçasıdır. Bu nedenle sahneyi tek bir resimli efsane gibi ezberlemek yerine, tarihli nesneleri karşılaştırarak okumak daha aydınlatıcıdır.
Osiris’in önündeki yargıyı gösteren cenaze papirüsü parçası, yaklaşık MÖ 230–150. Papirüs ve mürekkep. The Metropolitan Museum of Art, 66.99.142. Public Domain.[1]
1. Terazide tartılan şey neydi?
Met’in bu papirüse ilişkin açıklamasında kalp, zekâ ve duyguların merkezi olarak değerlendirilir. Anubis kalbi Maat’ın çömelmiş küçük bir figürüyle karşılaştırır. Maat burada yalnızca bir tanrıça adı değildir; kozmik düzen ve doğru davranışla ilişkili düşünceyi de temsil eder. Dengenin sağlanması, ölen kişinin Osiris’in yanında devam eden yaşama kabul edilmesi olarak yorumlanır.[1]
Sahne, basit bir fizik deneyi değil, etik değerlendirmeyi görünür kılan dinsel bir anlatımdır. “Kalbin ağırlığı” ifadesini gerçek bir anatomik ölçüm kaydı gibi okumak, resmin işlevini değiştirir. Eser bize eski insanların ölüm sonrası yargıyı nasıl düşündükleri konusunda bilgi verir; bu yargının gerçekleştiğini bilimsel olarak doğrulamaz. İmgenin tarihsel önemi, hayatın niteliği ile ölümden sonraki kader arasında kurduğu bağda yatar.
2. Aynı düşüncenin farklı görüntüleri
McClung Museum’un incelemesi, Ani Papirüsü’ndeki örnekte terazinin bir kefesinde kalp, diğerinde Maat’ı simgeleyen tüy bulunduğunu anlatır.[2] Buna karşılık yukarıdaki Met parçasında tanrıçanın kendisi küçük bir figürle temsil edilir. Demek ki tüyü görmediğimiz her sahnenin eksik veya yanlış olduğunu düşünmemeliyiz. Anlatının görsel dili farklı örneklerde farklı çözümler kullanabilir.
Figürlerin işlevleri de birlikte okunmalıdır. Teraziyi denetleyen Anubis ile sonucu kaydeden Thoth, aynı sahnede farklı görevler üstlenir. Bir görüntüyü tanımlarken yalnızca baş biçimlerine bakmak yeterli olmayabilir; eldeki yazı araçları, duruş, yönelim ve figürler arasındaki ilişkiler de önemlidir. Ayrıca kayıplar ve hasarlar, bugün görebildiğimiz ayrıntıların sayısını azaltabilir.
3. Nauny’nin papirüsü: Belirli bir kişinin öyküsü
Met koleksiyonundaki 30.3.31 numaralı papirüs, yaklaşık MÖ 1050’ye tarihlenir ve Amun-Re’nin tören şarkıcısı Nauny’nin mezar donanımına aittir. Müze, rulonun içi boş ahşap bir Osiris figüründe bulunduğunu belirtir. Açıldığında uzunluğu yaklaşık 5,2 metredir. Nauny’nin kalbinin tartıldığı merkezî görüntü, 125. metinle ilişkilendirilir.[3]
Bu örnekte Thoth, terazinin kirişi üzerinde oturan bir babun olarak gösterilir; Osiris sahneye başkanlık eder ve İsis Nauny’nin arkasında yer alır. Sonuç olumlu olarak sunulur.[3] Belirli bir adın, mesleki-dinsel unvanın ve buluntu bağlamının bilinmesi, papirüsü anonim bir “gizem resmi” olmaktan çıkarır. Nesne, bir kişinin mezara hazırlanması ve gelecekteki varoluşuna ilişkin beklentileriyle bağlantılıdır.
4. Bir parçada olmayan sahneyi varmış gibi anlatmamak
McClung Museum’un 98.11.1 numaralı papirüs parçası, yargı salonuyla ilişkili olmakla birlikte kalbin tartıldığı bölümünü korumaz. Müze yazısı bu eksikliği açıkça belirtir: eldeki görüntü, tartılma sonrasında gelişen sahneyle ilişkilendirilir. Orijinal rulonun tam uzunluğu da bilinmez; parça geçmişte kırılmış ve yeniden birleştirilmiştir.[2]
Bu durum, arkeolojik yorumun nasıl çalıştığını gösterir. Araştırmacı, korunmuş sahneyi benzer örneklerle karşılaştırabilir; fakat karşılaştırmadan gelen bilgiyi eserin üzerinde gerçekten görülen ayrıntıdan ayırmalıdır. Günümüz çizimleri eksik bölümleri tamamlayabilir, ancak bu tamamlamalar ayrıca belirtilmediğinde okuyucu antik nesnenin gerçekte sahip olmadığı bir bütünlüğe inanabilir.
5. Antik duvar resmi ile modern kopyayı ayırmak
Aynı konuya ilişkin bir başka Met kaydı, Nakhtamun’un TT 341 numaralı mezarındaki Anubis sahnesini aktaran Nina de Garis Davies çalışmasıdır. Eserin malzemesi kâğıt üzerine temperadır ve kayıtta 1:1 ölçekli bir faksimile olarak tanımlanır. MÖ 1290–1224 tarih aralığı, örnek alınan antik sahnenin dönemini belirtir.[4] Bu ayrım, müze görsellerini internette kullanırken özellikle önemlidir.
Bir eserin başlığında antik tarih bulunması, çevrimiçi fotoğrafta gördüğümüz fiziksel nesnenin mutlaka o tarihten kalma olduğu anlamına gelmez. Modern belgeleme çalışmaları da antik resimlerin anlaşılmasında değerlidir; fakat onları özgün duvar parçası diye sunmamak gerekir. Eser numarası, malzeme ve “faksimile” kaydı birlikte okunduğunda bu karışıklık önlenir. Kalbin tartılması konusunu genişleten şey yalnızca mitin ayrıntıları değil, ona ilişkin belgelerin hangi biçimde günümüze ulaştığını anlamaktır.
Kaynaklar
[1]
[2]
[3]
[4]
Osiris’in önündeki yargıyı gösteren cenaze papirüsü parçası, yaklaşık MÖ 230–150. Papirüs ve mürekkep. The Metropolitan Museum of Art, 66.99.142. Public Domain.[1]
1. Terazide tartılan şey neydi?
Met’in bu papirüse ilişkin açıklamasında kalp, zekâ ve duyguların merkezi olarak değerlendirilir. Anubis kalbi Maat’ın çömelmiş küçük bir figürüyle karşılaştırır. Maat burada yalnızca bir tanrıça adı değildir; kozmik düzen ve doğru davranışla ilişkili düşünceyi de temsil eder. Dengenin sağlanması, ölen kişinin Osiris’in yanında devam eden yaşama kabul edilmesi olarak yorumlanır.[1]
Sahne, basit bir fizik deneyi değil, etik değerlendirmeyi görünür kılan dinsel bir anlatımdır. “Kalbin ağırlığı” ifadesini gerçek bir anatomik ölçüm kaydı gibi okumak, resmin işlevini değiştirir. Eser bize eski insanların ölüm sonrası yargıyı nasıl düşündükleri konusunda bilgi verir; bu yargının gerçekleştiğini bilimsel olarak doğrulamaz. İmgenin tarihsel önemi, hayatın niteliği ile ölümden sonraki kader arasında kurduğu bağda yatar.
2. Aynı düşüncenin farklı görüntüleri
McClung Museum’un incelemesi, Ani Papirüsü’ndeki örnekte terazinin bir kefesinde kalp, diğerinde Maat’ı simgeleyen tüy bulunduğunu anlatır.[2] Buna karşılık yukarıdaki Met parçasında tanrıçanın kendisi küçük bir figürle temsil edilir. Demek ki tüyü görmediğimiz her sahnenin eksik veya yanlış olduğunu düşünmemeliyiz. Anlatının görsel dili farklı örneklerde farklı çözümler kullanabilir.
Figürlerin işlevleri de birlikte okunmalıdır. Teraziyi denetleyen Anubis ile sonucu kaydeden Thoth, aynı sahnede farklı görevler üstlenir. Bir görüntüyü tanımlarken yalnızca baş biçimlerine bakmak yeterli olmayabilir; eldeki yazı araçları, duruş, yönelim ve figürler arasındaki ilişkiler de önemlidir. Ayrıca kayıplar ve hasarlar, bugün görebildiğimiz ayrıntıların sayısını azaltabilir.
3. Nauny’nin papirüsü: Belirli bir kişinin öyküsü
Met koleksiyonundaki 30.3.31 numaralı papirüs, yaklaşık MÖ 1050’ye tarihlenir ve Amun-Re’nin tören şarkıcısı Nauny’nin mezar donanımına aittir. Müze, rulonun içi boş ahşap bir Osiris figüründe bulunduğunu belirtir. Açıldığında uzunluğu yaklaşık 5,2 metredir. Nauny’nin kalbinin tartıldığı merkezî görüntü, 125. metinle ilişkilendirilir.[3]
Bu örnekte Thoth, terazinin kirişi üzerinde oturan bir babun olarak gösterilir; Osiris sahneye başkanlık eder ve İsis Nauny’nin arkasında yer alır. Sonuç olumlu olarak sunulur.[3] Belirli bir adın, mesleki-dinsel unvanın ve buluntu bağlamının bilinmesi, papirüsü anonim bir “gizem resmi” olmaktan çıkarır. Nesne, bir kişinin mezara hazırlanması ve gelecekteki varoluşuna ilişkin beklentileriyle bağlantılıdır.
4. Bir parçada olmayan sahneyi varmış gibi anlatmamak
McClung Museum’un 98.11.1 numaralı papirüs parçası, yargı salonuyla ilişkili olmakla birlikte kalbin tartıldığı bölümünü korumaz. Müze yazısı bu eksikliği açıkça belirtir: eldeki görüntü, tartılma sonrasında gelişen sahneyle ilişkilendirilir. Orijinal rulonun tam uzunluğu da bilinmez; parça geçmişte kırılmış ve yeniden birleştirilmiştir.[2]
Bu durum, arkeolojik yorumun nasıl çalıştığını gösterir. Araştırmacı, korunmuş sahneyi benzer örneklerle karşılaştırabilir; fakat karşılaştırmadan gelen bilgiyi eserin üzerinde gerçekten görülen ayrıntıdan ayırmalıdır. Günümüz çizimleri eksik bölümleri tamamlayabilir, ancak bu tamamlamalar ayrıca belirtilmediğinde okuyucu antik nesnenin gerçekte sahip olmadığı bir bütünlüğe inanabilir.
5. Antik duvar resmi ile modern kopyayı ayırmak
Aynı konuya ilişkin bir başka Met kaydı, Nakhtamun’un TT 341 numaralı mezarındaki Anubis sahnesini aktaran Nina de Garis Davies çalışmasıdır. Eserin malzemesi kâğıt üzerine temperadır ve kayıtta 1:1 ölçekli bir faksimile olarak tanımlanır. MÖ 1290–1224 tarih aralığı, örnek alınan antik sahnenin dönemini belirtir.[4] Bu ayrım, müze görsellerini internette kullanırken özellikle önemlidir.
Bir eserin başlığında antik tarih bulunması, çevrimiçi fotoğrafta gördüğümüz fiziksel nesnenin mutlaka o tarihten kalma olduğu anlamına gelmez. Modern belgeleme çalışmaları da antik resimlerin anlaşılmasında değerlidir; fakat onları özgün duvar parçası diye sunmamak gerekir. Eser numarası, malzeme ve “faksimile” kaydı birlikte okunduğunda bu karışıklık önlenir. Kalbin tartılması konusunu genişleten şey yalnızca mitin ayrıntıları değil, ona ilişkin belgelerin hangi biçimde günümüze ulaştığını anlamaktır.
Kaynaklar
[1]
[2]
[3]
[4]